Çap Ölçüsü Nasıl Verilir? Bir Çırpıda Anlatmak İstediğim Şeyler
Kayseri’nin toprak kokan sabahlarında uyanmak her zaman bir başka. Havanın soğuk, güneşin bir yandan ısıtıcı, bir yandan kışın soğuğuna karışmış olduğu o anlar, insanı garip bir şekilde huzurlu yapar. Ama bazen, bazı sabahlar… Her şeyin içinde kaybolur, ne yaptığını bilemezsin. Ve o an, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın bir işin içine dalarsın. Bugün de öyle bir gündü. Her şey bir anda, “çap ölçüsü nasıl verilir?” sorusuyla başladı.
Bir İhtiyaç, Bir Hedef: Çap Ölçüsü ve Geriye Kalan Her Şey
O sabah, evdeki işlerle uğraşıyor, kafamda bin bir düşünceyle her zamanki gibi kendimi kaybediyordum. Kayseri’nin şehrin merkezine yakın ama uzak hissettiren mahallelerinden birinde, sokakta dolaşan yaşlı amcalar ve gençler sabah çayı içiyordu. Herkes kendi dünyasında, bir yanda kararmaya başlamış dağlar, diğer tarafta güneşin doğuşunu kutlayan o sakin kasaba havası…
O anda, kapı çaldı. Kapıyı açtım. Eski, köhne bir bina. Herhangi bir iş yerinden daha çok, hayatın içinde kaybolmuş bir yer gibi duruyordu. Kapıdaki adam bana bakarak şöyle dedi:
“Bugün bir çap ölçüsü alacağız. O yüzden senin de bize katılman gerek.”
Çap ölçüsü… Bu kadar basit bir kelimenin içinde çok şey saklıydı. O an, hayatımın en heyecanlı ama en karmaşık günlerinden biri olacaktı. Ama ne yapacağımı bilmeden, o anı kaçırmak istemedim. Hemen başladım hazırlıklara.
Çap Ölçüsünü Öğrenmek İçin Girdiğim Yolculuk
Çap ölçüsü dediğimiz şey, aslında basit bir iş gibi görünse de, bir noktada çok şey ifade eder. İnsanlar çoğu zaman çapı yanlış ölçer, ya da tamamen yanlış yere odaklanırlar. İşin içine girdiğimde, aslında ne kadar yanlış yolda olduğumu fark ettim. Çap ölçüsü bir hayat meselesiydi.
Önce, her şeyin basit olduğunu düşündüm. Ölçü al, işini hallet, devam et. Ama sonra bu basit işin, her şeyin dengede olduğu bir denge olduğunu fark ettim. Çap sadece bir şeyin büyüklüğünü değil, büyümenin nereden başladığını gösteriyordu. İçinde bulunduğun anı, duyguyu, o büyüklüğü anlamadan ölçüyü alman mümkün değildi. İlk başta işin üzerine gitmek için biraz çekingen davrandım. Ancak, kalbim çoktan bu yolu seçmişti.
Hayal Kırıklığı ve Sonrasındaki Umut
Çap ölçüsü alınca, her şeyin doğru olacağını düşündüm. Ama bir şeyler ters gitmeye başladı. Çap ölçüsünü aldım, her şey netti ama bir eksiklik vardı. O eksiklik, ölçülen şeyin kalbinde bir yerlerde saklıydı. Sanki bir şeyler eksikti ama ne olduğunu çözemedim.
Bir süre sonra, hayal kırıklığı içinde sokaklarda dolaşırken, içimde bir umut doğmaya başladı. “Bunu daha iyi anlayabilirim” dedim. Ölçüyü, tüm duygularımı ve yaşadığım anı doğru şekilde algılayarak yapmak gerekiyordu. O zaman fark ettim, çap ölçüsünü sadece fiziksel değil, ruhsal bir ölçü olarak da almak gerekiyordu.
Sonunda Gerçekten Ölçtüm
Zaman geçtikçe, kaybolan şeyin sadece bir ölçü olmadığını anladım. Çap, içinde barındırdığı anlamlarla bir hayat dersi gibi olmuştu. O an, sokaklar arasında kaybolmuş, biraz dağılmış ama sonunda huzura kavuşmuş bir insan gibi hissettim.
Çap ölçüsü almak bir yolculuk gibiydi. Bu yolculuğu doğru bir şekilde tamamlamak, hayatı doğru ölçebilmek demekti. Ölçüyü her zaman dışarıdan almak mümkün değildi. Önemli olan, insanın kendi içindeki çapı bulabilmesiydi. Ölçülen, sadece fiziksel bir şey değil, bir duygu, bir düşünce, bir anlam taşırdı.
Sonuçta, Çap Ölçüsü…
Çap ölçüsünü nasıl verilir? Bu soruyu yalnızca fiziksel anlamda değil, kalben de cevaplamak gerekiyordu. İçimizdeki bu çapı, sevgiyle, sabırla, umutla ölçebildiğimizde, dünya ne kadar geniş olursa olsun, kendi yolumuzu bulabiliyoruz. Çap ölçüsü almak, aslında içsel bir keşifti. Geriye dönüp bakarken, bu yolculuğu unutmak mümkün değildi.
Kayseri’nin sokaklarında yalnızca ölçü almadım; kendimi de ölçtüm.