Demokrasi Nedir? Bir Sınıf Sohbetinden Öteye
Kayseri’nin sabahını seviyorum. Hava biraz soğuk, ama güneşli. O sabah, okulda çok sıkıcı geçmeyen, belki de hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden birini öğrendim. “Demokrasi nedir?” sorusu, 7. sınıf sosyal bilgiler dersinin konusuydu ama benim için çok daha fazlasıydı. O an, sınıfta öğretmenin söylediklerini dinlerken içimde bir şeyler kıpırdandı. Belki de o an, demokrasi dediğimiz kavramı gerçekten anladım.
Bir Sınıfın İçindeki Hayal Kırıklığı
İlkokuldan beri sıkıldığım bir şey vardı: Okulda, bazen, derslerin çoğu çok sıradan olurdu. Özellikle sosyal bilgiler gibi konular… Bazen, sadece teorik bir şekilde anlatılan konuları pek de içselleştiremezdim. O gün de, öğretmenimiz sınıfa girdi ve “Bugün demokrasi nedir, bunu konuşacağız” dedi. O an, aklımda tek bir şey vardı: “Yine mi? Hep aynı şeyler!”
Ama sonrasında, bir anda aklımda beliren, bir tür “sorgulama” başladı. Çünkü öğretmenimizin sesi, duruşu, kelimeleri… Birden hepsi bana o kadar gerçek geldi ki. “Demokrasi”, sadece bir ders konusu değildi; demek ki hayatımızı şekillendiren bir şeydi.
Belli ki, ben ne kadar sıkılsam da, etrafımdaki arkadaşlarım kadar kayıtsız değildim. Arkadaşımdan, Melek’ten bir tepki geldi: “Hocam, gerçekten demokrasiyi anlayan var mı ya?” dedi. Bu, çoğu zaman duyduğumuz türden bir çıkıştı.
Ama o anda, sınıftaki sessizlikte bir gariplik vardı. Çünkü o kadar önemli bir konuyu, bu kadar küçümseyerek görmek, içinde bulunduğumuz toplumun ciddi bir şekilde sorgulamamız gereken bir parçasıydı. O yüzden, Melek’in söyledikleri bana acayip bir şekilde dokundu.
İçimden Bir Işık Yanmaya Başladı
Öğretmen, tahtaya “Demokrasi nedir?” yazdı ve açıklamaya başladı: “Demokrasi, halkın egemenliğini ifade eder. Yani, insanların özgürce düşüncelerini açıklayabildiği, seçimlerle yönetimlerini belirleyebildiği bir sistemdir. Demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet üzerine kuruludur.”
O an, içimde bir ışık yanmaya başladı. Daha önce bu kadar anlamamıştım. O kadar çok şeyi sorgulamam gerekmişti ki! Bu, sadece kelimelerle anlatılan bir şey değildi. Demokrasi, o kadar derin bir kavramdı ki, hayatın her alanında karşımıza çıkıyordu. Hem de en sıradan anlarda bile.
Okulda bir arkadaşım, zaman zaman bize şaka yaparak “Siz bu demokrasiyi hiç anlamıyorsunuz” derdi. Ama o an, demokrasi kavramını anlamadığımı düşündüm. Sadece okulda, kuralların ve yönetimin altında yaşıyor gibi hissediyordum. Ama demek ki demokrasi, aslında bana tüm hayatımda, her anımda sorular sorabilme ve cevaplar arama özgürlüğü veriyordu. Bu düşünce beni heyecanlandırdı.
Birden gözümdeki perde kalktı. O kadar basit bir şeymiş gibi duruyordu ki. Herkesin söz hakkı vardı. Hem de her konuda. Demokrasi, aslında, kendi kararlarımızı verebilme ve başkalarının kararlarına saygı gösterme hakkıydı.
Gelişen Bir Fikir: Demokrasi ve Hayat
O gün okuldan sonra, Kayseri’nin sokaklarında yürürken bir yanda kafamda dolaşan yeni düşünceler, diğer yanda etraftan duyduğum gürültüler vardı. Şehir hayatı her zaman gürültülüydü. Ama o gün, o gürültüde bir anlam bulmak istiyordum. “Demokrasi nedir?” sorusu, aklımda hala yankılanıyordu.
Evet, bu sorunun cevabı aslında çok basitti. Ama ne kadar basit olsa da, her gün hayatta karşımıza çıkan o küçük kararlar bile bir nevi demokrasiyi test ediyordu. Ne zaman birine selam verirken, birine yardım ederken ya da sadece birinin fikrini dinlerken, demokrasi orada varmış gibi hissediyordum.
Mesela, bir alışveriş yaparken, satıcıyla tartıştığımda o an, haklarımı savunma hakkım vardı. Ya da, işyerindeki bir yöneticiyle konuşurken, fikirlerimin eşit bir şekilde değerlendirildiği bir sistemin içinde olmam gerekiyordu.
O gün, Kayseri’nin bir kafesinde arkadaşlarımla buluştuk. Konu doğal olarak yine demokrasiye geldi. Her biri kendi yaşadığı zorlukları, fikirlerinin önemini anlatıyordu. Sonunda fark ettim ki, demokrasi sadece hükümetin, yasaların işlediği bir alan değilmiş. Hayatın her alanında, herkesin bir parçası olduğu, sesini duyurabildiği bir düzenmiş.
Hayal Kırıklığından Umuda
İşte, o günden sonra içimde bir şey değişti. Demokrasi hakkında bildiğimi düşündüğüm her şeyin gerçekte ne kadar yüzeysel olduğunu fark ettim. Oysa demokrasi, sadece bir ders konusu değil; bir yaşam biçimiydi. Hayat, her gün insanlar arasında paylaşılan bir deneyimdi ve her birimizin sesi eşit olmalıydı.
Bu süreç, bana sadece kelimeleri öğretmedi; hayatta neyin önemli olduğunu, nasıl daha adil bir dünyada yaşanabileceğimizi, başkalarının haklarını nasıl savunmam gerektiğini gösterdi. Belki de demokrasinin ne olduğunu anlamak, kendi hayatımda daha doğru kararlar vermekti. O kadar derin bir şeydi ki, her gün biraz daha içselleştiriyorum.
İçimdeki umut, her gün büyüyor. Demokrasiyi sadece derslerde değil, her an hayatta yaşamak… İşte bu, gerçekten anlamlı bir şey.